siyah beyaz




yaşadığımız şehir çok canlı
resmederken ve çekerken bunu siyah ve beyaz yapmak lazım
yaşamın bu kadar yoğun olduğu bu yerde siyah ve beyaz
çünkü bilinenin aksine beyaz ölümün siyah yaşamın rengi ise
edep yahu
 

 bu durum aslında anlatılması gereken coğrafyanın ayrı bir kesişim noktasının kaçış vurguları
   model insan yaşayamadıkları gereği yaşananları anlamlandırma ve kendi cehennem ateşlerini      dışarıya kusmaktadır
bu onların kabuklarının inceliğinden mi yoksa kalın olmamasından mı kaynaklanır
büyümenin ne olduğunu algılayabilememe algısına sahip olmayan model insancık kendi istek doğrultusunda oluşan gelişmeleri karşı yargı noktalarına yüklemekte ve aslında yönetimsel bir ayrışma olan( ne kadar çok bölersen o kadar rahat yönetirsin) inancıyla bunu yaşamlarına uygulamaktadırlar
evren yönetimi ve tin yönetimi arasındaki kurgusallığı da algılıyor olabilmekte gerekmektedir
duruşunda eksiklik olduğunu düşünüyorsan ya duruşunu değiştireceksin yada durmamayı düşüneceksin

yayılan kokunun evrende neler yarattığını tahmin etme ve algılama yetinin sahipliğini soracak birini beklememeli sinki bunu düşünür hale gelebilesin
yazının karmaşıklığı yaşantının karmaşıklığıyla ne kadar iç içe olabilir ise ifaden o kadar düzgün olabilir mi diye biri sana bunu söylemeden düşüne bilecek misin...
algının kısılmasının nasıl bir şey olduğunu hiç algıları açmadan düşünmek gerekmektedir algının direnç noktaları ufuk çizgisinde ne aradığınla alakalıdır  görmek istediklerinin mesafesel vurgularını nereden kestirdiğinle alakalı dır birazda   bu merkezdeki sarkaç olmanın şakülü nü ayarlama noktasında prizmaların serbest  ivmesin de yine çarpışlarında bıraktıkları 10 dur   mekansal algılar girdiğin yerde baktığın noktalardan ilgini çekenler arasındaki kurgusal kestirmelerle algılamamalısın çünkü bu mekanın sende izole bir tasvirini yapar ve sadece kokunun yayıldığı bölgeyi algılıyor olursun   kokunun yayılım noktasındaki sınırının da ancak bakarak algılayabilirsin ki bu nu yaparken bu bilinçte de bakabilecek olduğunu düşünmelisin   görsel ve düşünsel uzaklık arasındaki ortalama mesafe sana nesne ile arandaki mesafeyi vermeyecektir   düşünsel algıların fiziksel temastan uzak olmamalı


 (insan ırkının tanrışemalaşamamasının en büyük ne denlerin den biri de uykudur caizi tabirlerde   görselliğin peşinde devinimsel olmak iyi iyidir   yaşamsal kaygıların yüzde bilmem kaç alkolle uyuşturulduğu gecelerde sabah aynaya bakışlarda başrol ne kadar sen ve sen ne kadar senaryoyu yazansın   bakıp dokunup hissettiğin noktada olduğun boyut seni uzatabilecek yerde ise g noktanı iyi belirlemen ve dengenin sarkacını iyi sallaman gerekecek   ab ı hayatta ayama doğru seyr ü sefada bilekleri kesilmiş bir intihar değil şu an yaşam   arşimet romalılar kaleyi fethettiğinde içerdeydi ve bir roma askeri odasına girdiğinde dediği son laf çemberlerime sakın dokunma oldu  (sonra telef oldu..)   yaşamsal alanları iyi belirleyip çemberin çap ve yarı çapında giriş ve çıkışları kontrol altına almak lazım ki gayesel görülerde ulaşılabilecek metafizik alemin kurgularında olan uyku cinleri o kadar uzak durabilsin sende) uzak ne kadar uzak tabi bu durumda bir de onu tanımlamak gerekmektedir


kelimeler veya düşünceler anlaşılamadığı zamanda bir delinin sanrıları olarak mı gözükür yada anlamlandıramayışımızın bir eksikliği mi
yazarken bunlarda dikkate alınmalı ve anlatırken de bu düşünülmelidir   genel anlam bilgisi içinde bu sunulduğu zaman anlatan veya yazan kişi için bu ne kadar düşüncelerine yakın bir sunun olacaktır yada lütuf olacaktır   konuşan ve sana dair sorgu yapan birinden yada herhangiler altında bırakıldığında kendince konuşmak ve yazmamak algılanamama ve ya genel bakış açılarıyla yalnızlık mı dır ulaşacağın istasyon   bunun sorgusu nu kişiler kendi aralarında birbirine söyleyemeyecek durumda iseler şayet yapılan muhabbette monolog olacağı için bu durum dakiler bu yetiye ulaşabilmelidirler verimlilik açısından

hislerin risklilik durumu
   hissel süzgeçleri olan insanlar
   olmayanlar
    bundan bir haber bünyeler
hissel süzgeçleri olan insanlar çevresinde gelişen yaşanmışlık ve yaşanmamışlıkları bakıları noktasında süzerek alırlar ve yaşamsal posaları olarak değerlendirdikleri diğer bilgi olgu olay ve maddeleri algılamazlar
olmayanlar her şeyi alıp kullanmak ve bu kullantının sonunda da ya yaşantısal posalarını almazlar yada yaşamsal posalarında yaşarlar

bundan bir haber bünyeler böyle bir gardsal şema oluşturmadıkları için beyinlerin de herşeye dokunur ve posasal bir durumla teknik olarak karşılaşmaya bilirler

ve doğal denge içindeki insan olgusu
zulular vahşi hayvan sürülerinin dünyanın ve dolayısıyla yaşamın kanı olduklarına inanırlar ve bu sürüler ne zaman biter ise insan ırkının yok olacağına inanırlardı
keza kızılderililer fotoğrafın ruhlarını hapsettiğine inanır ve yakılması gerektiğini düşünürlerdi burada çok basit bildiğimiz dilde ve yaşamda teknik bilgileri olmayan ama tamamen şu an şehir insanının kısılmış algısının üstünde bir görüyle yaşama ve kendilerine baktıklarını görmekteyiz

.
.

Hiç yorum yok: