paravan




yaşama dair doğrularımızı yüzde bilmem kaç alkolle uyuşturuyoruz ve sabah kalktığımızda yeniden yüzleşmelerle uğraşıyoruz
düşlerimizde sınır yok yada çok geniş ama yaşamın dinamiği içindeki alanımız dar
çok dar
ve hep bir yerlere çarpıyoruz
kendimiz için kaçamak yada kurtarılmış yaşamsal bölgeler olarak rahat ettiğimiz yerler ise karşı olduğumuz hoşlanmadığımız sistemin bize sundukları
bu yaşamsal koşullar içinde aşkın da sevginin de dostluğun da en iyisini yaşadığımızı zannediyoruz ama boktanlaşmanın evrelerinden birinin içinde olduğumuzu da anlamıyoruz
her şey de yozlaşıyoruz
ilişkilerimizde üretim değil tüketim ilkesini benimsediğimiz için yada daha doğrusu bu benimsetildiği için anlık yaşıyor ve sonra pişmanlıklar çekiyoruz
seçeneklerimizi başkaları belirliyor ve biz seçim yaptığımızı zannediyoruz
aslında yapmadığımızı sabahki yüzleşmelerimizde anlıyor ve yine uyuşturuyoruz kendimizi
birçok insanla konuşuyor tanışıyor onları etkileyebiliyoruz
sıra kendimize geldiğinde kaçıyoruz ve bu kaçışlar anlık veya günlük kaçışlar
bunu da çok iyi biliyoruz
olduğumuz gibi yada düşündüğümüz gibi değil de sunulduğu gibi yaşıyoruz
ve hep kendimize dostlar arıyoruz hep anlatacak veya konuşacak birileri
yüksek bir yerlere çıktığımızda hep atlama hissi geliyor en önce aklımıza
sonrada çevreye bakmak
yani anlayacağın yaşamında dostluğunda sevginin de içmenin de içine ediyor abartıyoruz
sağlıklı ilişkiler kuramıyoruz
beyinsel yüzleşmelerimizdeki gibi sevgililerimizden dostlarımızdan kaçıyoruz veya fikirlerimizi kaçırıyoruz
anlatmak istediklerimizi değil de (yaşamsal sancılar) geyikler yapıyoruz

.
.

Hiç yorum yok: